Ana Sayfa İletişim





YENİ NESİL TESETTÜR ...

Spor pardesüler revaçta

Reyhan Yazıcı, tasarımlarında moda olanı asla bire bir uygulamıyor. Nitekim kendi için çizdiği uzun ceketin kumaşı koltuk döşemecisinden, yaka ve kol ağızları ise Kapalıçarşı’da satılan Orta Asya işi nakışlı kumaştan. Örtü bağlama tarzlarına gelince, o da, yasaklardan, eleştirilerden hatta aferinlerden bunalmış bütün tesettürlü kızlar gibi, “Bir dolu anlam yüklemeleri ne saçma!” diyor. “O gün canım nasıl isterse öyle bağlıyorum. Giydiğim kıyafete uygun olmasını istiyorum. Ama ne şekilde bağlarsak bağlayalım, hepsi de tesettür sonuçta.” Reyhan Yazıcı’nın genç tesettür koleksiyonu kış sonunda vitrinlerde görülebilecek. Bu iyi haber, bir diğeri ise Ankara merkezli Kayra Tekstil’in gençlerin taleplerini dikkate alarak koleksiyonunu gençleştirmesi. Kayra’nın tasarım ekibinden Serap Cebeci, çoğunlukla etek-ceket ve diz altı manto-pantolon çalıştıklarını; ancak spor pardösüyü de ihmal etmediklerini söylüyor. Büyük şehirlerde satışı yavaşlayan pardösü ancak spor olduğu zaman gençlerin ilgisini çekebiliyor.

Bursa’da ise ezber bozduracak bir rağbet var pardesüye. Ulu Cami’nin hemen dibindeki kırk yıllık Kardeşler Mağazası’nda sadece pardesü ve manto satan Murat Tunçak, alanında iddialı. “Biz pop tesettür satıyoruz.” diyor. Pardesünün ‘pop’u nasıl olur demeye kalmadan, firmalara sipariş usulü diktirdiği düşük belli, apoletli, militar düğmeli, asker yeşili pardösüleri gösteriyor. Tunçak, gençlere uygun tesettür için epey kafa yormuş görünüyor, hatta seyretmeyi hiç arzu etmediği müzik klipleri bile ona ilham verebiliyor: “Gülben Ergen’in ‘Uçacaksın’ klibine gözüm takıldı. Üzerinde çapraz düğmeli pardesü vardı. Hemen firmamı aradım, modeli anlattım. Evde televizyonları yokmuş; ama tarifle aynısından diktiler.” ‘Gülben Ergen’ modeli mağazanın o sene en çok satan ürünü olmuş. Tunçak, hoşlanalım ya da hoşlanmayalım insanın olduğu yerde modadan kaçılamayacağını düşünüyor. Hele işin içinde kadın varsa.

Şüphesiz her kültür diğeriyle etkileşim içinde. Öyle ki sonunda ortaya çıkan ürün için hiç kimse ‘Biz bunu kendi iç dinamiklerimizle ortaya çıkardık.’ diyemiyor. Böyle bakıldığında Türkiye’deki giyim dünyadaki giyimden bağımsız değil, tesettür giyim de tesettür olmayan giyimden bağımsız değil. ‘Pop tesettür’ kavramının ortaya çıkması da dünyadaki eğilimlerle yakından ilgili. Dünyada dar kot modaysa pardösüde de dar moda oluyor. Etek ve pantolondaki düşük bel modasını pardösüye uygulamaya cesaret edemeyen firmalar, Murat Tunçak’ın yönlendirmesiyle kolları sıvamışlar. Düşük kemerli pardösü Bursalı üniversitelilerin ve imam-hatiplilerin en çok talep ettiği model şimdilerde. Yazlıkların siparişi çoktan verilmiş, kışlıklarda ise dört yüz genç kızın talebi karşılanmayı bekliyor. Kısa ceket giymek istemeyen ve çoğunlukla uzun pardösü tercih eden Bursalı genç kızların tek isteği modellerin spor olması. Kot pantolonlarda olduğu gibi büyük arka cepler yine Tunçak’ın ısrarıyla kot pardösülere de konmuş; ancak tesettür firmaları kısa pardösü üretmekte nazlanıyor. Öyle olunca da tamirat terzisi Burhan ustaya çok iş düşüyor. Kısa giyinmek isteyen gençler, 200 YTL değerindeki uzun pardösüyü acımadan kestiriyor. Bir de daraltma işlemleri var tabii; yeni neslin daha uzun ve daha ince olması pardesü bedenlerinin de 34’ten başlamasını gerektiriyor.

Tesettür giyim nereye?

Murat Tunçak, tesettür giyimdeki değişimin, örtünenlerin sayısını artırdığını düşünüyor. Spor modeller, tesettürlü olmayanların da ilgisini çekiyor ve örtünmenin daha kolay olduğu mesajını veriyor. Burada bir ikilem var aslında. Tunçak, bele oturan çok dar kesim pardösüleri tasvip etmese de müşteri istediği için mağazasında bulunduruyor. Bir yandan da dünya modasının kimi modellerine ‘dur’ demek ve tesettür modasının gidişatını yönlendirmek istiyor: “Tesettür firmalarıyla konuşalım istiyorum. Neler üreteceğimizi belirleyelim. Kimileri modeli göstermek için bile bayan manken kullanmıyor. Kimi de defile düzenliyor. Akıntıya kapılmak yerine, gideceğimiz yolu belirlemeliyiz. Modellerin sporlaşması normal bir gelişme; ancak yozlaşmanın önünde durmalıyız.”

DEĞİŞİMİN ÖNCÜLERİ

Tesettürdeki değişimin 1980’lerden sonra başladığı söyleniyor; ancak daha eskiye, Meşrutiyet dönemine kadar inmek gerekiyor. Kadınlar Dünyası adlı derginin yazarları, ilk defa kadının sosyal hayatta yer alması ve kıyafetlerin değişmesi gerektiğini söylüyor. O dönem tartışılan konu, bugünkünden farklı değil: “Çarşaf giymeyelim; ama Avrupa modasını da bire bir takip etmeyelim.” ‘2. Meşrutiyet’te Osmanlı Kadın Hareketi ve Kadınlar Dünyası’ adlı kitap, ‘Milli kıyafetimizi bulmalıyız’ tartışmasına da yer veriyor. Milli kıyafeti destekleyenlerin başında Halide Edip Adıvar geliyor. Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye ise tesettüre riayet etmek şartıyla kimi zaman alafranga kimi zaman da alaturka giyilebileceği görüşünde.

GENÇ TESETTÜRLÜLER KIYAFET BEKLİYOR


‘Genç tesettür’ üzerine kafa yoranlardan biri de N-Value Tekstil’in sahibi Kadir Gençoğlu. Tekstilci olmasına rağmen, eşinin ve kızının kendilerine uygun giysiler bulmakta zorlandığını fark eden Gençoğlu, hazırladığı modelleri henüz piyasaya sunmamış. Hedefi, 15-25 yaş arası gençleri yaşıtlarına benzer şekilde ama tesettürü ihlâl etmeden giydirmek. Koleksiyonun gözde parçası, uzun etekler, özellikle de büyük cepli, fermuarlı, parçalı kot etekler.

Kaynak : Ülkü Özel Akagündüz ( AKSİYON - 574 )

<< Geri





Tesettürgiyim.com, tesettür giyim tarzındaki yenilikleri paylaşmak ve yeni modeller hakkında fikir vermek maksadıyla oluşturulmuştur.
Site de yayınlanan tüm modeller kendi üreticilerine aittir. Sitenin satış amacı yoktur sadece gösterim amaçlıdır.